
Türkiye'ye geldiğinden beri hayranlıkla izlenen efsane Zeljko Obradoviç kusursuz olduğu kadar 'sinirli' yönetimiyle de ilgi çekici.Fenerbahçe Ülker koçunu hem kızdırdık hem konuşturduk.Haber: UĞUR OZAN SULAK / ArşiviMalum memleket sporseverlerinde bir ‘Obradoviç-mania’ başladı.Futbol diliyle ifade edersek basketbolun Mourinho’suyla Ferguson’u tek bedende ve artık İstanbul parkelerinde nefes tüketiyor.Tüm ‘sonradan sevme’ler gibi ben de heyecanlandım.Söylemesi ayıptır beyefendinin icraatlarını görmek için Fenerbahçe’nin her Eurolig maçına gitmeye çalışıyorum.Maçı değil onu izlemek için.Futbolcular yanlış anlamasın ama bambaşka bir cevher var karşımızda.İbrahim Kutluay bir sohbette ilginç bir şey söyledi: “Maç sırasında kenarda onu izlemelisin.Özellikle de sahada biri hata yaptığında.Önce gider onun yedeğine bağırır.Sanki hatayı o yapmış gibi.Hem yedeksindir hem azar yersin.Bu yüzden onun takımında her futbolcu sahada olmak ister.” Gördüğünüz gibi karşımızda sıradan değil derinlikli bir karakter var: Zeljko Obradoviç.İşbu nedenle genç kuşak acar basketbol uzmanlarından Uğur Ozan Sulak çatkapı “Bi ben Obradoviç’le röportaj yaptım” deyince haliyle Radikal Spor olarak gözlerimiz parladı.Mülakatı okuyunca hepten mest olduk.Uğur Ozan iyi sorgulamış Obradoviç’i.Eski defterleri de açmış Sırp Yunan basınında onun için söylenenlere de bakmış.Futbolda benzerini yapmaya kalksak söyleşi yarım kalır.Ama Obradoviç’in de hakkını yemeyelim.O da iyi cevaplamış bazen de iyi savuşturmuş.Rol çalmayı bırakayım en iyisi okuyun okutun.Bu adam nerede konuşursa ne söylerse de dinleyin.{BAĞIŞ ERTEN} Hayır çünkü böyle bir düşünce yapısına sahip değilim.Sezona “Şu maçları kazanmak zorundayız.Şunları kaybetsek olur” gibi bir mantıkla giriş yapmam.Önemli olan futbolcularıma ‘nasıl basketbol oynamaları gerektiğine dair’ aklımdaki felsefeyi aktarabilmek.Kazanmak ya da kaybetmek… Bunlara önem vermiyorum.Çok çalışmanın ve iş ahlakına bağlı kalmanın nazarımda artı getirileri vardır galibiyet ya da yenilginin değil.Şu ana kadarki gözlemim mi?Daha sağlıklı bir cevap için biraz daha zaman geçmesi lazım.Yine de ilk izlenimlerim Türkiye’nin oldukça kaliteli bir basketbol ligine sahip olduğu yönünde.İnsanlar karşılaştırma yapmayı seviyor bunun farkındayım.Ancak şöyle bir durum var ben mukayese etmeyi sevmem.Bu sebeple Beko Basketbol Ligi’ni Avrupa’daki basketbol organizasyonları arasında bir yere koymam doğru olmaz.Öncelikle Ergin’e ince sözleri için teşekkür ederim.Biz çok yakın iki arkadaşız.Sezonun daha başında olduğumuz malum yapılacak tüm yorumlar haliyle prematüre.Ligdeki her takıma eşit gözle bakıyorum.Emir çok çalışıyor.Bu sezon iyi maçlar çıkardı ve gelişimini devam ettirmesi gerek.Bu noktada da olay en başta söylediğime geliyor; “Daha iyi” olmak için yeterli kapasitesi var; ne çapta bir gelişim göstereceği basketbola kendisini adamasıyla alakalı.Kendisine yapılan övgülerin yerinde olduğunu ispatlayabilir.Avrupa’da çok fazla futbolcunun sahip olmadığı fiziksel özellikler Emir’de mevcut.Çok uzun ve alışılmışın aksine Emir bir perimetre futbolcusu.Birçok farklı pozisyonda oynayabiliyor.Bu tip özellikler ‘bazı’ futbolcuları ‘diğerlerinden’ farklı kılar.Ancak burada altını çiziyorum; Emir ara vermeksizin sürekli çalışmayı alışkanlık haline getirmeli.Bazı günler ya da bazı aylar değil.Bu yıl.Devamlı ara vermeden.Yunan ve Rus medyasının ne dediği umrumda değil.Sezon başında bu isimleri gündeme getirenlerin aptal olmadıklarını biliyorum.Yunan medyasını ara ve böyle dediğimi söyle.Bo’dan çok memnunum ve defalarca belirttiğim gibi; bu takım benim bana göre hepsi de pozisyonlarının en iyi futbolcuları.Neden aklımda böyle bir düşünce olsun?Neden?Sadece kendi futbolcularımı düşünür ve onların en yüksek seviyede basketbol oynayabilmeleri için çözüm yolları üretmeye çalışırım.Bir kez daha söylüyorum ki bu konu iyice anlaşılsın: Benim aklımda başka futbolcuların isimleri yok.Sezon sonuna kadar da olmayacak.Bence öyle değil.Avrupa’da çok fazla üst düzey koç var ve “Ettore Messina ile Zeljko Obradoviç iki farklı okul iki farklı ekol” gibi bir nitelendirmeyi doğru bulmuyorum.Öncelikle bizler oldukça sade ve basit koçlarız.Ben zamanımın büyük bir bölümünü basketbola adayan anlaşılması kolay bir teknik direktör ve insan olduğuma inanıyorum.Bundan fazlası değil.Böyle bir tanımlamayı kabul edemem.(Gülerek) Bu büyük bir yalan.Ben herkese bağırıyorum ve açıkçası o an hangi futbolcuysa yüzünün aldığı şekil beni ilgilendirmiyor.Benim için önemli olan futbolcunun ona verdiğim rolü ne kadar uygulayıp ne kadar uygulamadığı.Kleiza Melih Bojan Emir ya da Kenan… Bağırdığım zaman o anki yüz ifadeleri umurumda değil.Futbolcularıma şunu söylemiştim: “Size bağırmayı bıraktığım zaman anlayın ki artık yaptıklarınız beni ilgilendirmeyecek.Bağırmayı bırakmam sizleri önemsemekten de vazgeçtiğime dair işarettir.” Yani eğer birine bağırıyorsam bu sadece onun daha iyi bir futbolcu ve insan olmasını istediğim için.Çünkü ben sadece basketbol koçu değilim.Aynı zamanda bir öğretmenim ve onlara birçok şeyi öğretiyorum.Özet: Bağırmam iyidir.Genelde herkes için.Bağırmayı bırakırsam… O futbolcu artık benim için var olmaz.2009’daki bir olayı şu anda konuşmanın mantığı yok.Bana Fenerbahçe Ülker ve İstanbul’daki geleceğimle ilgili istediğiniz soruyu sorabilirsiniz ve açıkçası mevcut durumda Ettore Messina’yla 2009’da yaşadığım bir olay benim için önem teşkil etmiyor.Ettore çok iyi arkadaşım.Hepsi bu.Cevabım yine üstteki soruyla ilintili olacak.Benim için geçmişte yaşanların tamamı geçmişte kaldı.Teklifler şampiyonluklar spekülasyonlar… Hepsi.* Yakın zamanda çıkacak olan belgeselinizde içerik sizi tatmin etti mi?Bir gün kitap yazmayı düşünür müsünüz?Belgesel konusunda gelişmelerden haberim yok.Bir film video ya da her neyse bir şeyler olduğunu biliyorum ama hiç izlemedim.İnsanlar beni arıyor “Zelimir belgesel ne zaman yayınlanacak?” diyorlar.Aynı şekilde bahsettiğin gibi kitap yazma teklifleri de alıyorum.Açıkçası bunlar benim için pek önemli değil.Ek olarak zamanım da yok.Benim tüm vaktim futbolcularım teknik ekibim ve Fenerbahçe’ye ait.Cevap vermeyeceğim.Yorum yok.Hayatımın çok önemli bir yılı.Ne mi hatırlıyorum?Koçlukta ilk senemdi.Domestik lig kupa ve en önemlisi Eurolig’i İstanbul’da kaldırdık.Bazen düşünmek bile zor geliyor.Bir rüya gibi tam tasvir edemiyorum.Bak şimdi anlatacağımı sanırım hiçbir röportajda söylemedim.Djordjeviç’in basketinden hemen sonra yanıma profesörüm akıl hocam Aleksandar Nikoliç gelmiş ve “Oğlum tebrik ederim.Daha nice şampiyonluklara” demişti.O an “Tamam Zeljko bu ilk ve son Eurolig şampiyonluğun.Tadını çıkar.Profesör Nikoliç neden bahsediyor?” diye düşünüyordum.Ancak… Evet Aca her zaman olduğu gibi yine haklı çıktı.Ne diyebilirim ki?Hayır inanmıyorum.Eğer istersen sana şu anda ileri düzey istatistikten daha önemli 100 farklı şey sayabilirim.İstatistik tabii ki teknik direktörler ve futbolcuların hatta izleyenlerin basketbolu daha kolay anlamlandırması için önemli bir veri kaynağı olabilir ama fazlası değil.İşimizin gereği oyunu okumak ve bu salt istatistikle mümkün olmuyor.Joe Dumars’a hiçbir zaman NBA’de koçluk yapmak istediğimi söylemedim ya da o bana böyle bir teklifle gelmedi.Kendisi çok iyi bir dostum geçen yıl Detroit Pistons’ın yaz kampına katılmamdan memnuniyet duyacağını belirtti.Konuyu Dimitris’e açtım ikimiz de böyle bir deneyim yaşamak için ABD’ye gitmeye sıcak baktık ve gittik.NBA’de koçluk düşüncem yok.Teklif de yok.Bakın buna benzer soruları daha önce cevapladım.Adım adım aşama aşama ilerlemeliyiz.Başka çözüm yolu yok.Eurolig şampiyonluğunu telaffuz edince şampiyon olmuyorsunuz.İlk hedefim bu takımı izleyen Fenerbahçe taraftarını mutlu etmek.Bu olumlu reaksiyon salonun da tamamen dolmasını beraberinde getirir.Mesela Anadolu Efes Barcelona ve CSKA maçlarında taraftarın varlığı atmosfer beni çok sevindirdi.Yine de bu denklemin ilk aşaması.Bir sonraki safhayı konuşmak bazen çok kolaydır bazen ise çok zor.Şahsi olarak ben mayıs ayını kasımda konuşmayı tercih etmem.Edenler olabilir ama ben böyle biri değilim.Evet bekliyordum.Dimitris Itoudis’in başteknik direktörlük yapabilecek kalitede olduğunu elime her fırsat geçtiğinde söyledim.O çok özel biri.Birlikle çalışmaya başladığımız ilk gün ona “Her konuda benimle hemfikir olan bir yardımcı istemiyorum.Senin fikirlerini duymak istiyorum” dedim.Dimitris de 13 yıl boyunca bana ‘kendi fikirlerini’ söyledi.İlişkimiz hiç değişmedi değişmez de.Çok başarılı bir başteknik direktör olacağı konusunda ondan hiç şüphe duymadım.Dimitris’i çok seviyorum ve Banvit’teki kariyerinde başarılar diliyorum.
from
Futbol Haberleri
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder